Sustainability: Not a Dream, but a Survival Strategy

Sürdürülebilirlik: Bir Hayal Değil, Bir Hayatta Kalma Stratejisi

İlk Kez Sürdürülebilirlikle Karşılaştım

2005’te, bir arkadaşım Ben’i bir konferans’a götürdü. Austin, Texas’ta. O gün, ‘sürdürülebilirlik’ kelimesini ilk kez duyordum. (Şimdi buna alıştım, ama o zaman için tamamen yeniydi.)

Konuşmacı, bir çevre uzmanı olan Marcus (ismini değiştirdim), ‘Sürdürülebilirlik, artık bir seçenek değil, bir zorunluluktur,’ dedi. Ben, şüpheci bir bakışla oturuyordum. ‘Bu sadece bir modadır, geçecek,’ diye düşündüm.

Marcus, istatistiklerle, örneklerle, gerçeklerle beni bombaladı. 36 saat sonra, tamamen ikna oldum. Ama bu benim hikâyem. Senin hikâyen nedir?

Ne Yaptım Ben?

O günlerden beri, çok şey öğrendim. Çok şey deneyimledim. Hatalar yaptım. Başarılara da imza attım. (Bazıları tamamen başkalarının başarıları, ama kim soruyor?)

Örneğin, 2018’de bir projeye başladım. Amacı, ofisimizi daha yeşil bir yer haline getirmek. (İlk adım, ofisimizdeki plastik kullanımını azaltmaktı.) 214 çalışanımız vardı. Hepsini ikna etmek zor oldu. ‘Neden bunu yapmalıyız?’ diye soruyordu herkes. ‘Çünkü doğa, bizden daha uzun yaşayacak,’ dedim. (Bu cevap, hiçbirini ikna etmedi, ama en azından konuşmaya başladı.)

Sonunda, ofisimizde plastik kullanımı %87 azaldı. Bu, sadece bir başarı değil, bir başlangıçtı. Şimdi, daha büyük hedeflere doğru hareket ediyoruz. (Örneğin, işletme sürdürülebilirlik uygulamaları konusunda daha fazla araştırma yapıyoruz.)

Neden Bu Konu Beni Öyle Çok İlgiyle Ilgilendiriyor?

Çünkü, bu benim çocukluğumdan beri bir hayalimdi. Tabii, o zaman ‘sürdürülebilirlik’ kelimesini bile bilmiyordum. Ama doğa ve çevreyle ilgili bir duygum vardı. (Annem, beni her zaman doğa ile ilgili kitaplar okumaya teşvik ederdi.)

Bir gün, annemle bir konuşma yaptım. ‘Annem, neden her zaman bana doğa hakkında konuşuyorsun?’ diye sordum. Annem, bir gülümsemeyle cevap verdi: ‘Çünkü doğa, bizim en büyük mirasımız. Onu korumak, bizim en büyük sorumluluğumuz.’

Bu sözler, beni derinden etkiledi. (Şimdi, bu sözleri, herkese anlatmaya çalışıyorum.)

Birkaç Önerim

Eğer sen de sürdürülebilirlik yolculuğuna başlamak istiyorsan, işte birkaç önerim:

1. Adım: Bilgi edin. Kitaplar oku, konferanslara katıl, uzmanlardan öğren. (Ben de böyle başladım.)

2. Adım: Küçük adımlar at. Ofisindeki plastik kullanımını azalt, enerji tüketimini optimize et. (Herhangi bir şey yapmak, hiçbir şey yapmaktan daha iyidir.)

3. Adım: İletişim kur. Çalışanları, arkadaşları, aileyi bilgilendir. (Bir tek başına, çok fazla yapamazsın. Ama bir topluluk olarak, harika şeyler yapabilirsin.)

4. Adım: Sabırlı ol. Sürdürülebilirlik, bir gece içinde gerçekleşen bir şey değil. (Bu, bir yolculuktur. Bir süreç. Bir committment.)

Bir Kaç Soru

Bu konu hakkında, birçok soru var. (Ben de henüz tüm cevapları bilmiyorum.)

Örneğin, nasıl daha fazla insan ikna edebiliriz? Nasıl daha büyük bir etkileşim sağlayabiliriz? Nasıl daha sürdürülebilir bir dünyada yaşayabiliriz?

Bu sorulara cevap bulmak için, birlikte çalışmalıyız. (Çünkü, bizim dünyamız, bizim sorumluluğumuz.)

Bu yazıyı bitirirken, bir şeyler unutmamak istiyorum. Sürdürülebilirlik, sadece bir mod değil. Bir hayatta kalma stratejisi. Bir hayal değil, bir gerçek. Ve bizim hedefimiz, bu gerçekle yaşamaktır.

P.S. Bir arkadaşımla, bu konu hakkında bir konuşma yaptım. O, bana dedi ki, ‘Sürdürülebilirlik, sadece bir kelime değil. Bir yaşam tarzıdır.’ (Bu sözler, beni derinden etkiledi.)

P.P.S. Bu yazıyı yazarken, bir kaç hatayı yaptım. (Bu, tamamen benim hatam. Ama, bu da beni daha iyi yapar.)


Yazar: Ayşe Kaya, 20+ yıllık deneyime sahip bir dergi editörü. Sürdürülebilirlik konusunda tutkulu bir yazardır. Boş zamanlarında, doğa ile ilgili kitaplar okumayı ve yeni şeyler öğrenmeyi sever.

Categories